Kendi Ritmimde Miyim?

Geçen gün Instagram hikâyemde kendi fotoğrafımı paylaştım.

Hikâyeyi hazırlarken Instagram bana bir şarkı önerdi.

Normalde çok dikkat etmeyebilirdim.

Ama bu kez sözleri görünce durup kaldım.

“Rüzgarı taktım peşime, yüklerim azaldı.

Şehrin o ağır yükü gerilerde kaldı.

Kendi ritmimdeyim, vitesim hep en sade.

Yüreğimde bir huzur, sonsuz bir müsaade.”

Bu sözlerde beni durduran bir şey vardı.

Yüklerin azalması,

şehrin ağır yükünün geride kalması,

vitesin sadeleşmesi,

yürekte hissedilen huzur…

Ve bütün bunların ortasında geçen o cümle:

“Kendi ritmimdeyim.”

O an kendime şu soruyu sordum: Ben gerçekten kendi ritmimde miyim?

Bu soru düşündüğümden daha derin çıktı. Çünkü yıllarca kendi ritmimizde yaşadığımızı sanabiliyoruz.

Oysa bazen ailemizin beklentileriyle,

bazen toplumun çizdiği yollarla,

bazen de başkalarıyla kıyaslanarak yaşıyoruz.

Fark etmeden başkalarının temposuna ayak uydururken kendi sesimizi duyamaz hale gelebiliyoruz.

Kendi ritminde olmak, canın ne istiyorsa onu yapmak demek değildir.

Kendi ritminde olmak; kendini tanıyıp mizacını, kişiliğini, değerlerini, inançlarını ve hayata bakış açını fark edebilmek, aldığın kararları da bunlarla uyumlu hale getirebilmektir.

Ve belki de en önemlisi, gerçek kendinle temas ederek hayatı kendi doğana uygun bir akış içinde yaşayabilmektir.

Belki bu yüzden şarkıdaki şu söz içimde yankılandı:

“Kimseye ispatım yok, kendimle barışığım.”

Çünkü insan kendini tanıdıkça ispat etme ihtiyacı da azalıyor.

Başkalarının ritminden çıkıp kendi ritmine yaklaşmaya başlıyor.

Bugün dönüp baktığımda hayatımın her alanında tamamen kendi ritmimde yaşadığımı söyleyemem.

Ama uzun zamandır ilk kez kendi ritmime daha yakın olduğumu hissediyorum.

Belki de huzur dediğimiz şey;

her şeyin mükemmel olması değil,

kendi sesini biraz daha net duyabilmektir.

Belki de kendi ritmini bulmak, dışarıdaki gürültüyü susturmaktan çok, içerideki sesi duymayı öğrenmektir.

🌿 Peki sen?

Bugün yaşadığın hayat gerçekten senin ritmine ait mi?


Yorumlar

Yorum bırakın