Anlamak ve Kabul Etmek Aynı Şey Değildir

Bir insanın neden öyle davrandığını anlayabiliriz.

Neden yalan söylediğini,
neden değişmediğini,
neden bizi hayal kırıklığına uğrattığını,
neden o kararı verdiğini…

Hatta bazen onu kendisinden bile daha iyi anlayabiliriz.

Ama anlamış olmamız, kabul etmiş olduğumuz anlamına gelmez.

Çünkü anlamak ve kabul etmek aynı şey değildir.

Anlamak zihnin işidir.

Yaşananları anlamlandırır,
neden-sonuç ilişkileri kurar,
olan bitene bir açıklama getiririz.

Bazen gerçeği tüm açıklığıyla görürüz.

Ama buna rağmen canımız yanmaya devam eder.

İşte o noktada anlarız ki;
zihin başka,
kalp başkadır.

Kabul etmek ise kalbin işidir.

Bir şeyin yaşandığını,
değişmeyeceğini,
kontrolümüzde olmadığını
içten içe kabul etmektir.

Bu pes etmek değildir. Onaylamak da değildir.

Sadece gerçekle savaşmayı bırakmaktır.

Bu yüzden bazen kendimize şöyle sorarız:

“Anladım ama hâlâ neden canım yanıyor?”

Çünkü zihnin kabul ettiği şeyi kalp henüz kabul etmemiş olabilir.

Zihin gerçeği çok daha önce görebilir.

Ama kalbin aynı yere gelmesi zaman alır.

Bazen bunu bir ilişkide yaşarız.

Karşımızdaki insanın bize verebileceği sevginin bir sınırı olduğunu anlarız.

Aslında gerçeği görürüz.

Bu ilişkinin bize iyi gelmediğini de biliriz.

Ama yine de bırakmak zor gelir.

Çünkü zihin anlamıştır.

Kalp ise henüz kabul etmemiştir.

Bazen de bir ebeveynle yaşarız bunu.

Annemizin ya da babamızın bize veremediği şeyleri görürüz.

Neden veremediklerini de anlayabiliriz.

Belki onların da kendi yaraları vardır.

Ama bu anlayış, içimizdeki çocuğun hayal kırıklığını hemen iyileştirmez.

Kalbin kabul etmesi zaman ister.

Bazen de hayatın kendisinde…

Olmasını çok istediğimiz bir şey gerçekleşmez.

Bir iş,
bir ilişki,
bir hayal…

Zihnimiz bunun neden olmadığını anlayabilir.

Ama kalbimiz aynı hızda ilerlemez.

Belki de kendimize biraz daha şefkat göstermemiz gereken yer burasıdır.

Çünkü bazen kendimizi aceleyle iyileşmeye zorlarız.

“Artık bunu aşmış olmam lazım.”

“Artık üzülmemem lazım.”

diye düşünürüz.

Oysa kalbin de kendine ait bir zamanı vardır.

Ve bazı duygular, ancak hazır olduğumuzda çözülür.

Belki de bu yüzden bazı yaralar anlaşıldığında değil, kabul edildiğinde iyileşmeye başlar.

Kabul etmek kolay değildir.

Bazen aylar sürer.

Bazen yıllar.

Ama kalp ikna olduğunda bırakmak da mümkün olur.

Özgürleşmek de…

Çünkü artık geçmişle savaşmayı bırakırız.

Anlamak zihni rahatlatır.

Kabul etmek ise kalbi.

Ve bir hikâye, zihin anladığında değil; kalp kabul ettiğinde kapanır.

🌿 Unutma:

Bazı şeyleri çözmeye değil, kabul etmeye ihtiyacımız vardır.


Yorumlar

Yorum bırakın